COVİD-19 PANDEMİSİ VE ETİK SORUMLULUKLARIMIZ

COVİD 19 Pandemisi ile mücadelemiz devam ederken Diyarbakır Tabip Odası olarak en ön safta mücadele eden meslektaşlarımıza etik yükümlülüklerimizi bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Çin’de ortaya çıkan yeni Koronavirüs pandemisi başlangıcından bugüne kadar dünyada 2 milyon 500 binin üzerinde kişinin hastalanmasına ve 170 binin üzerinde insanın ölümüne neden olmuştur. Türkiye’de de resmi veriler çok sayıda yurttaşımızın pandemiden etkilendiği ve 2000’den fazla kişinin ölümüne neden olduğu şeklinde açıklanmıştır.

Yaygın test yapılmaması, ölümlerin uluslararası ICD tanı kodlarına uygun bir biçimde raporlanmaması, vaka sayılarının sadece pozitif test sonuçları üzerinden verilmesi, klinik ve radyolojik bulguları hastalık ile uyumlu olgularınaçıklanan verilere eklenmemesi ve yapılantestlerin sınırlılıklarından alınma biçimine kadar çok çeşitli faktörlere bağlı olması sebebiyle vaka sayılarının bildirilenden çok daha fazla sayıda olduğu tahmin edilmektedir.

COVİD-19 salgınında büyük risk grubu sağlık emekçileridir. COVID-19 Tanısı Almış Sağlık Çalışanlarının Sayısı Artıyor

COVID-19 olarak adlandırılan ve yaygın ölümlere yol açan salgın toplumun bütün kesimini etkilemeye ve çok ciddi sağlık sorunları çıkarmaya devam etmektedir. Fakat tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gerek artan iş yükleri, gerekse de salgın ile en ön safta mücadele etmeleri nedeniyle hekimlerin ve sağlık çalışanlarının en büyük risk grubunu oluşturduğunu dünyadaki deneyimler bize göstermektedir. Bu riskin bir sonucu olarak ülkemizde salgının başlangıcından bu yana binlerce sağlık çalışanı COVID-19 nedeniyle tedavi görmek durumunda kalmış ve maalesef daha bu aşamada onlarcası hayatını kaybetmiştir. Sağlık çalışanlarının çalışma koşularının uygun olması ve nitelikli-yeterli kişisel koruyucu ekipmanlarının bulunması hastalığa yakalanmamaları açısından kritik öneme sahiptir.

Tüm bu risklere rağmen viral yükün yoğun olduğu COVİD poliklinik ve servisler başta olmak üzere tüm çalışma alanlarında meslektaşlarımız büyük bir özveri ile çalışmaktadırlar.

Yüzyıllardır bu topraklarda yaşama adanmış bir mesleğin mensupları, insanlığa adanmış bir mesleğin uygulayıcıları olarak zor koşularda büyük bir özveri ile insanlara şifa dağıtmaya, hastalıklarla savaşmaya devam ediyoruz.

Bu tarihsel birikim ile COVİD-19 pandemisi mücadelemiz devam ederken Diyarbakır Tabip Odası olarak pandemi koşullarında meslektaşlarımıza aslında bildikleri bazı yükümlülüklerimizi bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Pandemi koşullarında da meslektaşlarımızın diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi hizmet verdiği insanlara “önce zarar verme” ilkesiyle yaklaşımı temel amaç olmalıdır.

Hekimlerin görevi hastalarının sağlığını, esenliğini, yaşamını gözetmektir. Meslektaşlarımız, bu görevlerini aldıkları eğitim doğrultusunda ve “Hekimlik Meslek Etiği İlkeleri”ne bağlı kalarak pandemi sürecinde de yerine getirmekle yükümlüdürler.

Hastaların  bilgisayar kayıtları ve dosya bilgilerine ilgisiz kişilerin ulaşması hak ihlalidir. Hasta mahremiyetine riayet edilmelidir.

Ülkemizde, 1 Ağustos 1998 tarih ve 23420 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği’nde de bu konu 4. bölümde Hasta Haklarının Korunması başlığı altında ele alınmaktadır. 21. maddeye göre hastanın mahremiyetine saygı esastır.

Aynı Yönetmelik’in Bilgilerin Gizli Tutulması başlığını taşıyan 23. maddesine göre de sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen durumlar dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz. Buna göre;

- Yoğun bakım üniteleri ile girişimsel işlemler ve görüntüleme gibi hastanın bedeni üzerinde yapılan tüm uygulamalarda hasta mahremiyetini sağlayacak tedbirlerin alınması

-  Poliklinik, acil servis, gözlem ve hasta odaları ile kan alma gibi birden çok hastanın bir arada bulunduğu mahallerin, hasta mahremiyetini koruyacak şekilde düzenlenmesi

- Klinik görüşmeler, muayene, işlem/tedavi, görüntüleme ve hasta transferi işlemlerinde, Hasta Hakları Yönetmeliği’nde öngörülen ilkelere uygun davranılması

- Hasta ve tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin (sağlık personeli dâhil), tıbbi müdahale sırasında mahalde bulunmaması ve hastanın sağlığı ile ilgili bilgilerin gizliliğinin sağlanması,

- Ölüm olayı sonrasında da mahremiyet hakkına riayete devam edilmesi gerekmektedir.

Salgın hastalık süreçlerinde en çok dikkat edilmesi gerekilen konulardan biri de DAMGALAMA’dır.

Türkiye Psikiyatri Derneği sağlıkta damgalamayı, belirli bir hastalığı yaşayan bir kişi veya gruba, hastalığın görüldüğü yerlere ve hastalıkla ilgili şeylere dair olumsuz, kötüleyici, düşmanca, değersizleştirici ve ayrımcı tutumlar olarak tanımlamaktadır. Özellikle yaşadığımız Covid-19 salgını gibi bulaşıcı hastalıklarda, hastalıkla ilişkilendirilen bir bağlantı nedeniyle insanlar damgalanır, gerçekçi olmayan ya da gerçeğin çarpıtıldığı bilgilerle basmakalıp düşünceler dolaşıma girer ve hedefteki insanlar ayrımcılığa maruz kalır.   Damgalamayı azaltmak için kişilerin Covid-19 ile tanımlanan bir kimliğe sahip olmaması önemlidir. Covid’li hastaların maruz kaldığı damgalanma ile mücadelede hekimlerin yaklaşımı ve toplumu bilgilendirmesi son derece önemlidir.

COVİD-19 pandemi mücadelesinde ilgili uzmanlık alanlarının tecrübeleri ve birikimleri başarının en önemli basamağıdır.

Meslektaşlarımız pandemi koşullarında normalde yetkileri olmayan veya eğitim almadıkları alanlarda çalışmaları için görevlendirilmesi hali de dahil olmak üzere, sorumluluk kapsamlarında olmayan işlerle görevlendirilmek durumunda kalabilmektedir. Bu şekilde görevlendirmeleri olsa bile; bu süreçte kendi alanlarına ilişkin başta acil durumlar olmak üzere COVİD dışı nedenlerle başvuran hastaların sağlık gereksinimlerinin karşılanması noktasında her bir meslektaşımız çalıştıkları kurumlarda gerekli düzenlenmelerin yapılmasını sağlamakla da yükümlüdür.

Çalışma alanlarımızda yürüttüğümüz sağlık hizmetlerinin niteliği göz önüne alınarak tüm meslektaşlarımız tarafından var olan risklerin bireyler, mesleki kategoriler ve branşlararasında adil bir şekilde dağıtılmasının yolları aranmalıdır. Ancak; hastalarımızın daha nitelikli sağlık hizmeti almaları ve ölümcül de olabilecek kimi istenmeyen sonuçların doğmaması için bazı branşların daha fazla riske maruz kalmakzorundaolabileceği unutulmamalıdır. Bu durumlarda ilgili uzmanlık alanının tecrübesine sahip meslektaşlarımızın birikimlerini hastaların daha iyi tedavi almalarına vesile olacak şekilde kullanmaktan imtina etmemeleri gerekmektedir.

Meslektaşlarımız acil durumlarda kendi yetkinlik alanları kapsamındaki tıbbi müdahaleleri yapmakla yükümlüdür. Pandemi koşullarında da kendi yetkinlik alanları dışında görevlendirilmeleri durumunda  hastaların ihtiyacı olan sağlık hizmetine bilimsel standartlara uygun olarak ulaşma hakkının ihlal edilebileceğinden kendileri dışındaki meslektaşlarımız tarafından ilgili sağlık hizmetlerinin yürütülmesi noktasında sağlık kuruluşunun olanakları değerlendirilmelidir. İlgili yetkinliğe sahip meslektaşlarımız bir adım geride durmayarak, pandeminin zorlayıcı koşullarını da göz önüne alarak ellerinden gelenin en iyisini yapmalıdır.

Meslektaşlarımızın kendi hayatları ile hastalarının hayatları arasında bir tercih yapmak zorunda olmayacağı çalışma koşullarını oluşturmak üzere yetkilileri göreve çağırıyoruz.

Yukarıda bahsedilen yükümlülükleri meslektaşlarımıza hatırlatırken bu zor dönemde yetkililerden de şeffaf, katılımcı yöntemlerle gönüllü çalışmayı özendirici tedbirler almalarını beklemekteyiz. Yetkililer, meslektaşlarımıza kendi hayatları ile hastalarınınhayatı arasında bir tercih yapmak zorunda bırakmayacak koşullarda hizmet verebilmenin olanaklarını sağlamalıdır. Çalışma süreleri ve dinlenme hakları kendilerinin, hastalarının ve ailelerinin sağlıklarını gözetecek bir biçimde düzenlenmelidir. Kamu-özel bütün hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde, ilçe sağlık müdürlüklerinde, ambulans ve evde bakım hizmetlerinde, işyeri hekimliği birimlerinde kişisel koruyucu donanımlar eksiksiz ve sürekli olarak verilmelidir. Sağlık çalışanlarının fiziki ve ruh sağlıklarının korunması ve sağlık hizmetini vermeye devam etmelerinin güvence altına alınabilmesi için ihtiyaç duydukları izin vb. haklarının kullandırılması şeklinde bir çalışma düzeni sağlanmalıdır.

Meslektaşlarımız için insan yaşamının kutsal olduğunu biliyoruz. Çok riskli görevlerde de büyük bir özveri ile Hekimlik Meslek Etiği İlkelerini benimseyip ona göre davrandıklarını bilmekteyiz. Bu zorlu günleri dayanışma içinde hep beraber aşacağız. Diyarbakır Tabip Odası olarak her zaman meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.

DİYARBAKIR TABİP ODASI YÖNETİM KURULU