İlimizde ve Türkiye’deki Coronavirüs salgını ile ilgili güncel duruma ilişkin bilgilendirme ve taleplerimizi içeren ortak basın toplantısı yapıldı

Diyarbakır Sağlık Platfromu tarafından, İlimizde ve Türkiye’deki  Coronavirüs salgını ile ilgili güncel duruma ilişkin bilgilendirme ve taleplerimizi içeren ortak basın toplantısı yapıldı. Diyarbakır Tabip Odasında yapılan toplantıya Diyarbakır Tabip Odsı Başkanı Dr. Mehmet Şerif Demir, TTB MK Üyesi Dr. Halis Yerlikaya, Diş Hekimleri Odası Yöetim Kurulu Üyesi D. Arzu Özbek, SES Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Şiyar Güldiken ve yönetim kurulu üyesi Gülhan Tekin katıldı.

 

BASINA VE KAMUOYUNA                                                          18.03.2020

Yeni Koronavirüs enfeksiyonu, ilk olarak 27 Aralık 2019 tarihinde Çin’de görüldü ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tüm Dünya’da bugüne kadar 198.155 Vaka tespit edildi. 81.960 vakada iyileşme sağlandı, 7.954 vaka ise ölümle sonuçlanmıştır. Ülkemizde son verilere göre 98 yurttaşımızda virüs saptanmış, 1 vatandaşımız da vefat etmiştir. Hastalığın diğer ülkelerdeki yayılma hızına bakıldığında önümüzdeki 1-2 haftanın çok kritik olduğu anlaşılmaktadır. Hasta sayısının hızla artabileceğini öngörerek, planlamaları ivedilikle yapmak ve gerekli önlemleri zamanında alarak uygulamak, yaşamsal önemdedir.

              Önlemleri zamanında almayan ülkelerde (örneğin İran ve İtalya’da) hastalık sağlık sisteminin taşıyamacağı boyutlara hızla ulaşmış olup her gün yüzlerce hastanın kaybına yol açmaktadır. Öte yandan hastalıkla mücadelede, hastaların zamanında saptanması ve izole edilmesi, “sosyal uzaklaşma” önlemlerinin zamanında ve etkili olarak uygulanması ve sağlık hizmetlerinin hızla örgütlenerek hastaların tedavi edilmesi sayesinde hem hastalığın yaygınlaşması önlenebilmiş, hem de ölüm oranları azaltılabilmiştir.

              Dünya deneyimlerinden öğrendiklerimiz bu salgını yönetmede yukarıdaki üç koşulun da sağlanmasının zorunlu olduğunu göstermektedir. Başka bir anlatımla (1) hastalık şüphesi taşıyanlara yeterince test yaparak hastaları ve temas ettiklerini saptayıp izole etmek, (2) yeteri kadar yapılan test sayesinde hastalığın toplum içinde yaygınlık derecesini doğru olarak belirleyerek uygun zamanlarda “sosyal mesafe”yi artıran önlemler almak suretiyle bulaş hızını azaltmak ve (3) sağlık sistemini hızla artan hasta sayılarına yanıt verecek biçimde organize edebilmek salgınla mücadelenin olmazsa olmazlarıdır.

              Sağlık Örgütleri olarak henüz ülkemizde pozitif hasta saptanmadan önce de bu konularda hem kamuoyunu bilgilendirmiş, hem de sağlık idaresini uyarmıştık. Hükümetin, Virüs ülkemize girmeden önce kreşlerin kapatılması, okulların tatil edilmesi, koronavirüs testi yapılan hastanelerin sayısının artırılması gibi tedbirlerin alınmasını, sürece daha ciddiyetle yaklaşarak ölümcül virüse karşı alınan tedbirleri arttırması umut vericidir. Ancak güncel durum itibarıyla sahadan elde ettiğimiz gözlemler yukarıda belirtilen koşulların hayata geçirilmesinde eksiklikler olduğu şüphesini doğurmaktadır.

Yeterince test yaparak hastalığın yaygınlığı saptanmalı, yaygınlığın derecesine göre “sosyal mesafe” önlemleri devreye alınmalıdır:            

Öncelikle hastaların ve temas ettiklerinin saptanması ve Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi olarak kabul ettiği bu salgının ülkemizdeki yaygınlığının belirlenmesi için ulaşılmış olması gereken test sayısının çok gerisinde olduğunu belirtmek durumundayız. Bugüne kadar 7000 nin üzerinde hastada test yapıldığını biliyoruz. Oysa salgınla mücadelede başarılı olan ülkelerin deneyimleri bu sayının çok daha üzerinde olmamız gerektiğini göstermektedir. Örneğin Güney Kore’de bu kadar düşük bir ölüm oranın olması yaygın yapılan test sonucuna göre aksiyon alınmasından kaynaklanmaktadır. Bakanlığın uygulanan test sayıları ile pozitif ve negatif çıkan test sayılarını günlük olarak kamuoyu ile paylaşmasını gerekli buluyoruz.

              Testlerin sınırlı sayıda merkezde yapılıyor olması da önemi giderek daha fazla anlaşılacak bir eksiktir. Test merkezlerinin hızla artırılması ve alt yapısı yeterli üniversite laboratuarlarının da sürece dâhil edilmesi gereklidir. Sağlık Bakanlığın referans merkezi olarak belirlediği 25 hastaneden bir de Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi. Ama burada testler bakılmıyor. Şuanda Türkiye genelinde sadece 6 merkezde test yapılmaktadır. Bu testlerin Ankara’ya gönderilmesi ve sonuçlarının alınması zaman almaktadır. Sağlık bakanlığı, bu hafta içinde bu merkezlerin sayısını 16 ya çıkaracağını bildirdi. Büyükşehir olması ve bölge açısında da merkez olduğundan Diyarbakır’da testin yapılması gerekmektedir.

 

Sağlık çalışanlarını korumadan toplumu  koruyamazsınız!

 

Hastanelerde;

  1. Kişisel koruyucu malzemelerde yaşanılan sıkıntı bir an önce giderilmeli, nöbet giysilerinin temizliği ve temininde hastane yönetimlerinin sorumluluk almaları sağlanmalıdır.
  2. Bakanlığınızca, muayene ve girişimin düzeyine göre kullanılması gereken kişisel koruyucu donanımların hastane yönetimleriyle paylaşılması ve bu malzemeler olmadan çalışmanın yasak ve uygunsuz olduğunun hastane yönetimlerine iletilmesi önemlidir.
  3. Özel hastaneler başta olmak üzere kimi hastanelerin hala tanı ve tedavi süreçlerini CoVID-19 sorunu öncesindeki rutin işleyişle yürütmekteki ısrarı kırılmalıdır.
  4. Elektif ameliyatlar ilk aşamada Nisan ayı sonuna kadar durdurulmalıdır.
  5. Polikliniklerin çalışma biçimleri yeniden düzenlenmeli, MHRS üzerinden verilen randevularda süre 20 dakikada bir olarak ayarlanmalı, diğer polikliniklerden ayrılacak biçimde CoVID-19 poliklinikleri açılmalı, “olası olgu” tanımı yerli olguları içerecek şekilde genişletilerek hekimler tarafından kuşku duyulan her olguya test yapılabilmelidir.
  6. İvedi olarak bütün yurttaşlara tanı/tedavisi acil veya yaşamsal olmayan durumlar için sağlık kuruluşlarına başvuru yapmamaları çağrısında bulunulmalı, bu bağlamda yurttaşların Sağlık Bakanlığı’nın bilgilendirme ve danışma hatlarını daha yaygın kullanması sağlanmalıdır.
  7. Acil servisler hekim ve sağlık çalışanı açısından desteklenmelidir.
  8. Özel hastaneler de dahil olmak üzere yoğun bakım yatak sayısının olası ihtiyaç artışını karşılayabilmesi için palyatif bakımın yeterli olabileceği hastaların triyajını da içeren rasyonel stratejiler geliştirilmeli, yoğun bakımların yatış/çıkış ölçütleri dikkatle izlenmeli, kişi başına düşen erişkin yoğun bakım sayılarındaki bölgesel/il bazlı eşitsizlikler giderilmeli ve yoğun bakımların kullanımına özen gösterilmelidir.

 

Birinci basamak sağlık kuruluşlarında;

  1. Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışma biçimi yeniden düzenlenmeli; (8.00-12.00) saatleri arasında aşılama, gebe-bebek takibi gibi koruyucu sağlık hizmetleri, (13.00-15.00) saatleri arasında rutin hasta muayene ve kontrol hizmetleri sunulmalı; (15.00-17.00) saatleri günlük raporların tutulması, eğitim çalışmaları ve temizlik faaliyetleri için ayrılmalıdır.
  2. Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışanların gereksinim duyduğu kişisel koruyucu donanımlar ivedi olarak karşılanmalıdır.
  3. Aile Sağlığı Merkezlerinin temizliği il sağlık müdürlükleri tarafından sağlanmalıdır.
  4. İşyeri hekimlerinin kişisel koruyucu donanımları işverenler tarafından sağlanmalı, bu konuda yaşandığını bildiğimiz eksikliklerin giderilmesi için Çalışma Bakanlığı ile görüşülmelidir.

 

 

Sağlık Çalışanlarının Yaşam ve Özlük Haklarına Saygı

              Sağlık çalışanlarının sağlıklarını korumak ve nitelikli iş yapmalarını sağlamak açısından bu süreçte fazla mesai uygulamasından vazgeçilmeli, dinlenebilmeleri, kendilerine ve ailelerine zaman ayırabilmeleri sağlanmalıdır. Hekimlerin salgın boyunca performans ücretlendirmesine tabii tutulmaması, en üst ücretten maaşlarını alması sağlanmalıdır. Bu uygulama hekimlerin ve halkın sağlığı açısından önemlidir. Özelde çalışan hekimlere uygulanan ciroya yönelik ücretlendirme sonlandırılmalı ve maddi kayba uğramadan maaşlarını almaları sağlanmalıdır. Aynı zamanda özelde çalışan hekimlerin tatil günlerinde çalışmalarına son verilmelidir. Tüm sağlık kurumlarında onkoloji ve organ nakli hastalarına uygulanan izin hakkı idarecilerin keyfine bırakılmadan hekim ve diğer sağlık çalışanlarına da uygulanmalıdır.

           12 yaş altında okul çağında çocukları olan sağlık çalışanlarından ebeveynlerinden birisine yıllık yoksa da idari izin, okulların kapalı olduğu süre içinde verilmelidir.

 Salgının Azaltılmasında Toplumsal Duyarlılık ve Bilinç Yaşamsal Önemdedir

  • Tüm bireylerin doğru davranışları geliştirmesi ve içselleştirmesi gereklidir. Dünya sağlık Örgütü,  Türk Tabipler Birliği, Sağlık Bakanlığı önerileri doğrultusunda hareket edilmeli.
  • Kalabalık ortamlardan uzak durmak gerekir
  • El hijyeni önlemlerine dikkatle uyulmalı, eller sık sık temizlenmeli, (su ve sabun yeterlidir, buna ulaşılamayacağı durumlarda alkollü el antiseptikleri kullanılabilir) kirli eller asla yüze göze ve burna götürülmemelidir.
  • Sağlıklı insanların maske kullanmasına gerek yoktur.
  • Herhangi bir viral solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişinin öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağzını tek kullanımlık kâğıt mendil ile örtmesi, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanması gereklidir. Hasta kişilerin mümkünse kalabalık yerlere girmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa tıbbi maske kullanması önerilmektedir. Maskeyi çıkarıldığında hemen çöpe atılmalı ve eller yıkanmalı veya antiseptikle temizlenmelidir.
  • Tokalaşma, Sarılma gibi yakın temastan sakınmak gerekir.
  • Bulunduğumuz ortamı havalandırmak gerekir. Bol şunu tüketmek, dengeli ve sağlıklı beslenmek gerekir.
  • Hastaneler salgın durumunda bulaşıcılığın en çok görüleceği yerler olacağından, Acil ve çok gerekli haller dışında hastaneye gitmemek gerekir.
  • 60 yaş üzeri hastalar, kronik hastalığı olan raporlu hastalar özellikle sosyal izolasyona çok daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor.
  • Yurt dışı öyküsü varsa mutlaka 14 günlük izolasyon süresine uyalım.
  • -Yurtdışından gelen biri ile temas öyküsü ve Koronavirüs Hastalığı şüphesi varsa hiç kimse ile temas sağlamadan Sağlık Bakanlığı Alo 184 ü aramak gerekir.