Diyarbakır Tabip Odası 14 Mart Tıp Bayramı Mesajı

EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI ALARAK GÜVENLİ KOŞULLARDA HEKİMLİK YAPMAK İSTİYORUZ!

Bu yılki 14 Mart Tıp/Sağlık Haftasını tüm dünyanın Koronavirüs pandemisiyle boğuştuğu, insanlığın bir kez daha aklın ve bilimin önemini anladığı ve gereksinim duyduğu günlerde gerçekleştiriyoruz. Sağlığın her alanında olduğu gibi salgınlar sırasında da doğruluğu kanıtlanmış bilimsel bilgilerin dikkate alınmasını, toplumun her aşamada doğru bilgilendirilmesinin önemini, bireysel ve toplumsal korunma önlemlerinin çok değerli olduğunu, özellikle sağlık çalışanlarının sağlığının korunması için tüm önlemlerin alınması gerektiğini vurgulamak istiyoruz. Diyarbakır Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak sürecin şeffaf, bilimsel kurallara uygun ve etkin izlemi için gerek ilimiz sağlık yöneticileri gerekse yerel yönetimlerle ve konunun bileşenleri diğer kurum ve örgütlerle işbirliği yapmaya hazır olduğumuzu bilmenizi istiyoruz. Tek bir hastamıza dahi zarar gelmemesi için bütün dikkatimizi, bütün emeğimizi, bütün enerjimizi toplumun hizmetine sunmayı görev biliyoruz. Bununla birlikte Türkiye sağlık ve hekimlik ortamının sorunlarını da bütün toplumla paylaşmak istiyoruz.

Hekimlik değerlerinin, deontolojinin giderek kaybolduğu, genç hekimlerin ülkemizden uzaklaştığı, kalanların aşırı iş yükü ve performans kaygısıyla tükendiği ve can güvenliği olmadığı bir süreç yaşamaktayız. Son 17 yıldır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) ile sağlık hizmeti veren kurumlar bir işletmeye dönüştürülmüş, performansa dayalı ek ödeme sistemi, hastaya ayrılan süreyi azaltmış, yapılan işlem sayısı, nitelikli sağlık hizmetinin önüne geçmiştir. Ülkemizin 82 milyonluk nüfusuna karşın, acil servislere geçtiğimiz yıl başvuru sayısı 130 milyon olmuştur. Mesai saatleri içinde polikliniklere ulaşamayan ya da muayene katılım bedeli ödemek istemeyen hastalar da acil servislere yönelmektedir. Bu durum hasta yükü zaten fazla olan acil servisleri çalışamaz duruma getirmektedir.

Sağlıkta Dönüşüm Programının (SDP) bir parçası olan ve Türkiye genelinde 2010 yılından bu yana uygulanan aile hekimliği sistemi, bireysel ve toplumsal sağlık hizmetini birbirinden ayırarak birinci basamak sağlık hizmetlerini parçalı hale getirmiştir. Bütünlüklü ve sürekli bir sağlık hizmetinin olmayışı, sevk zincirinin hala kurulmamış olması, birinci basamağın adeta rapor verilen birimlere dönüştürülmesi ve tedavi edici sağlık hizmeti yönelimli olması, ikinci basamakta yığılan hastalara, gereksiz ilaç tüketimine, tetkik sayılarının artışına, buna karşılık bulaşıcı olmayan kronik hastalıklarda ciddi artışa zemin hazırlamıştır.

Ne yazık ki sağlık sisteminin verimliliğinin bakılan hasta, yapılan ameliyat ve tetkik sayısı ile ölçüldüğü, hastane başhekimlerinin doktorlara dağıttığı döner sermaye miktarı ile övündüğü bir ülke haline gelmiş bulunmaktayız. Tüm bu olumsuz koşullar altında emeğimizle, bilgimizle, uzun yıllar süren eğitim ve mesleki deneyimlerimize dayalı birikimimizle hizmet vermeye çalışıyoruz. Ancak sağlık sistemimizden kaynaklanan sorunlar nedeniyle sürekli olarak hedef gösterilmekten, polikliniklerde, acillerde, ameliyathanelerde, hastanelerde, ASM’lerde, TSM’lerde her gün, her saat şiddete maruz kalmaktan mesleklerimizi yapamaz hale geldik.

Sağlıkta şiddet, ekonomik krizden, yoksulluktan, işsizlikten, anayasal hakların askıya alınmasından, sosyo-ekonomik kutuplaşmadan, siyasilerin ötekileştirici söylemlerinden, kısacası ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve siyasal durumdan, siyasal ikliminden bağımsız değildir.

Bizler, sağlık meslek örgütleri olarak, 14 Mart Tıp Haftası dolayısıyla sağlık alanındaki sorunları dile getirmek, özellikle de sağlıkta şiddete hayır demek için 15 Mart 2020 Pazar günü Ankara’da yapmayı planladığımız Büyük Beyaz Miting’i mesleki sorumluluğumuzun bilinciyle, tüm konsantrasyonumuzu Koronavirüs’ün yaratacağı sağlık sorunlarının çözümüne odaklayabilmek için şimdilik iptal ettik. Ama taleplerimiz geçerliliğini koruyor:

  • Türk Tabipleri Birliği’nin hazırladığı, sağlık emek ve meslek örgütlerinin desteklediği ve sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanların cezalarının artırılmasını öngören “Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı” bir an önce yasalaştırılmalıdır.
  • İşyerinde yaşanan şiddet iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir.
  • Poliklinik muayene randevuları sağlık çalışanlarının hastalarıyla sağlıklı iletişim kurabileceği, yeterince ilgilenebileceği ve nitelikli hizmet verebileceği şekilde düzenlenmelidir.
  • Acil servisler hızla sadece acil hastalara hizmet verecek şekilde düzenlenmelidir.
  • Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmeli, sevk zinciri uygulamasına geçilmelidir.

Bizler, bu olağanüstü dönemde de görevimizin başında olarak; emeğimizi değersizleştiren, ücretlerimizi ezdiren, çalışma koşullarımızı her geçen gün zorlaştıran yönetim anlayışı değişinceye, sağlıktaki ölümcül şiddeti ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılıncaya, önerdiğimiz önlemler alınıncaya kadar taleplerimizi dile getirmeye devam edeceğiz.

Biz hekimler halkın sağlık hakkını savunurken, barışın egemen olduğu, özgür, adil, demokratik bir ülkede yaşama mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz. Akıldan ve bilimden yana olma tutumumuzu dün olduğu gibi, bugün ve yarın da sürdüreceğiz. Şiddetten uzak insanca çalışma koşulları, çalışırken ve emeklilikte insanca ücret, iş ve gelir güvencesi, mesleki bağımsızlık, eşit, ulaşılabilir, parasız, anadilinde ve nitelikli sağlık hizmeti için mücadeleye devam edeceğiz

Tüm meslektaşlarımızın ve sağlık çalışanlarının 14 Mart’ını kutluyoruz.

 

DİYARBAKIR TABİP ODASI YÖNETİM KURULU