TTB 2.Aile Hekimleri Buluşması

TTB 2.Aile Hekimleri Buluşması

Türk Tabipler Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu 2. Aile Hekimleri Buluşması Antalya 22-24 Şubat tarihinde gerçekleştirildi.

Diyarbakır Tabip Odası adına Aile hekimliği komisyonundan Dr Sinan GÜLŞEN ve Dr Kasım KANAN katıldı. Çalıştay şeklinde düzenlenen etkinlikte birinci basamak sağlık hizmetleri masaya yatırıldı. Birinci basamaktaki dönüşümün toplum ve sağlık emekçilerine olan etkisi ayrıntılı olarak ele alındı.

Türk Tabipleri Birliği adına TTB ikinci başkanı Uzm. Dr. Ali Çerkezoğlu ülkemizde yönetimsel, ekonomik ve birçok alanda çok ciddi sorunların yaşandığını neredeyse her alanda kriz ve kaos ortamının etkin olarak hissedildiğini belirtti. Özellikle de sağlık ortamının bu durumdan olumsuz anlamda etkilendiğini. Çözümün emek eksenli eşitlikçi ve adil yaklaşımla hekimlerin ve hastaların haklarını koruyarak mevcut kaynakların doğru kullanılmasıyla çözülebileceğini ifade etti. Halen elimizde bulunan çok kısıtlı kaynaklarla bile doğru kullanımla sağlık ortamında çok doğru işler yapılabileceğini belirtti. TTB’ nin yıllardır bu anlayışla mesleki ilkelerinden ödün vermeden çözümler üretmeye çalıştığını ve bu çözüm önerilerini inadına iktidarlarla paylaştığını ve mücadele ettiğini belirtti. Çalıştay katılımcılarının da bu anlayış çerçevesinde üretimlerde bulunacağına olan inancını ifade etti.

Prof.Dr.Mehmet Zencir’in ‘Birinci Basamakta Dönüşüm’ ve Uz.Dr.Coşkun Canıvar’ın ‘Sağlıkta Emek Süreci ve Yalın Sağlık’ sunumlarını ile başlayan çalıştay atölyeler ve forumlarla devam etti. Ortaya çıkartılan görüşler sonuç bildirgesi ile kamuoyu ile paylaşıldı.

Çalıştayın son günü yapılan açıklamada aile hekimleri, “Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemsenmesinin, sağlık hizmetlerinin toplumun gereksinimi düzeyinde, herkese eşit, ücretsiz, ayrımsız sunulmasının ne kadar değerli olduğunu ülkelerin farklı uygulamalarında görüyoruz. Aile hekimleri ve birinci basamak sağlık çalışanları olarak bizlere dayatılan her türlü keyfi uygulamaya karşı ‘Cumartesi fazla çalışma’ dayatmalarında gösterdiğimiz karşı duruşu ve mücadeleyi bundan sonra da kararlıkla sürdüreceğimizi bir kez daha buradan ilan ediyoruz” dediler.

TTB Aile Hekimleri Kolu Başkanı Dr. Filiz Ünal tarafından okunan sonuç bildirgesinde, “Birinci basamak sağlık hizmet alanında mücadele eden tüm dernek ve sendikaları yaşadığımız ekonomik kayıplar ve bitmek bilmeyen hak kayıplarına karşı bir araya gelmeye,birlikte değerlendirip, birlikte mücadele yol haritamızı oluşturmaya çağırıyoruz” dedi.

Filiz tarafından okunan sonuç bildirgesinde şunlara değinildi:

“Sağlıklı olmak, doğanın korunduğu, havanın, suyun, denizin, dağların, ovaların, ormanların, bitkilerin, hayvanların, insanların zarar görmediği bir ekosistem içinde ortak yaşamla olanaklıdır. Toplumun ve insanların sağlıklı olma ön koşulu, temiz içme/kullanma suyuna ve havaya, iyi bir kanalizasyon sistemine, yaşanabilir konutlara ve yollara, yeterli ve çeşitli besin ihtiyaçlarının karşılanmasına bağlıdır.

Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Toplum Yönelimli, Kapsayıcı, Koruyucu Hekimliğin Öncelendiği, Kamu Binalarında, Tüm İhtiyaçları Eksiksiz Karşılanmış Şekilde Kamu Tarafından Sunulsun İstiyoruz

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin parçalı sunulması, kapsayıcılığının yetersizliği, bütünlüklü ve sürekli sağlık hizmetinin olmayışı, basamaklar arası ilişkinin olmazsa olmazı sevk zincirinin hala kurulmamış olması, birinci basamağın adeta rapor verilen birimlere dönüştürülmesi, tampon işlevi gördürme anlayışı, toplumun katılımının sağlanmamış olması ve en önemlisi tedavi edici sağlık hizmeti yönelimli olması, artan kızamık vakalarından (2018 yılı 510 Kızamık vakası/Dünya Sağlık Örgütü(DSO) ikinci basamakta yığılan hastalara, gereksiz ilaç tüketimine, tetkik artışına, buna karşılık bir türlü kontrol edilemeyen ve salgın düzeyine erişen bulaşıcı olmayan kronik hastalıklarda yaşanan ciddi artışa zemin hazırlamıştır.

Kronik hastalık izlemleri, erişkin aşılamaları ve kanser taramaları birinci basamağın temel görevi olmasına rağmen, mevcut nüfusun fazlalığı, sevk zincirinin kurulmamış olması, iş yükünün her geçen gün MEVZUATSIZ RAPOR TALEPLERİ VE OKUL İZLEMLERİ GİBİ YENİ İŞ TANIMLARIYLA artması BU GÖREVİ YERİNE GETİRMEMİZ ÖNÜNDE CİDDİ BİR ENGELDİR. Çalışanların performansa dayalı gelecek güvencesi olmayan sözleşmeli çalışma biçimiyle bu hizmeti vermekte zorlandıkları bilinmelidir.

İyi işleyen bir sevk zinciri, azaltılmış hasta sayıları, performansa dayalı olmayan güvenli ve güvenceli iş ortamı gibi temel düzenlemeler biran önce yaşama geçirilmesini istiyoruz.

Sağlık Giderlerinin Tamamı Genel Vergilerden Karşılansın, Sağlık Hizmeti Kamu Tarafından, Her Kesime Eşit ve Tamamen Ücretsiz Verilsin İstiyoruz

Ülkemizde, sağlık hizmetlerinin ağırlıklı olarak sigorta temelli SGK tarafından finanse edildiğini, sağlık hizmeti bedelinin yaklaşık dörtte üçünün(çalışanlardan alınan prim ve vergilerle) hizmeti kullanan kişiler tarafından ödendiğini biliyoruz

Hükümetin “sağlık alanında piyasalaşma” tercihinin, birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşmaya, tedavi edici hizmetlerin ve buna bağlı tıp endüstrisinin daha da büyümesine, toplumun sağlık hizmetlerinden faydalanmak için cepten daha fazla para ödemek zorunda kalmasına ve böylece eşitsizliklerin daha da büyümesine neden olacağını düşünüyoruz.

Performansa Dayalı Olmayan, Emekliliğimize Yansıyan Emeğimizi Karşılayacak Ücret İstiyoruz

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), 2018 enflasyon oranını yüzde 20,3 olarak açıklamasına rağmen, son bir yıldaki her türlü ürün ve hizmetteki artışın resmi enflasyon rakamlarının çok üstünde olduğunu biliyoruz.

ASM binalarında kira artışının % 30-46’lara ulaşması, elektrikte %60  ve doğalgazda %30 üzerinde zamlar yapılması, çalıştırılan personelin asgari ücret, vergi ve SGK primlerindeki artışlara karşın, aile hekimlerine ödenen cari gider kalemine yüzde 10.2 artış yapılması ile bu giderlerin karşılanması olanaksız hale gelmiştir.

2010 yılında tüm ülkede Aile hekimliğine geçilmesinden bugüne kadar birçok mal ve hizmet bedelinin üç kat artmasına karşılık, aile hekimlerinin ücretleri yeterli düzeyde artmadığı gibi, döviz kuruna göre yaklaşık yarı yarıya azalmış oldu.

Aile hekimlerinin ve diğer birinci basamak sağlık çalışanlarının özlük haklarındaki kısıtlamalar da devam etmektedir. Ücretli yıllık izin hakkı olmadığı gibi, hastalık izinlerinde dahi ücret kesintileri yapılmaktadır.

Ceza puan sistemi, içeriği, hukuksuzluğu, istismara açık ve birçok keyfi maddeleriyle sağlık çalışanlarının başında Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam etmektedir. Kişi başı ödeme sistemi nedeniyle mesleki değersizleşme, hasta ve idare baskısı altında çalışma, hasta ve yakınlarından her türlü şiddet görme tehdidi gibi ağır koşullar altında çalışmaya devam etmektedir.

Mesleki Eğitimde Yaşadığımız Sorunların Giderilmesini Ve Taleplerimizin Dikkate Alınmasını İstiyoruz

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde halen çalışmakta olan pratisyen hekimler için, programı, içeriği tanımlanmış, standardize edilmiş, süresi belirlenmiş bir geçiş süreci eğitimine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Uzun yıllardır birinci basamak sağlık hizmeti sunan pratisyen hekim meslektaşlarımıza, birçok ülke örneklerinde olduğu gibi geçiş dönemi genel pratisyenlik/aile hekimliği uzmanlık eğitiminin, meslek birliğimiz TTB Genel Pratisyenlik Enstitüsü’nün birikim ve deneyimlerinden faydalanarak programlanıp hayata geçirilmesinde ısrar ediyoruz. Aynı şekilde Aile hekimliği uzmanlık eğitiminin de, birinci basamağın ihtiyacına uygun, temel ilke ve özelliklerin yeniden değerlendirilerek, ülkemiz koşullarına göre baştan aşağı programlanıp hayata geçirilmesini istiyoruz.

Mezuniyet Sonrası Eğitimlerin Mevcut Haliyle Devam Etmesine Karşı Görüş Ve Önerilerimizin Yaşama Geçirilmesini İstiyoruz

Birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlere yönelik mezuniyet sonrası eğitim süreci, toplumun ve aile hekimlerinin ihtiyaçları, beklentileri ve talepleri göz önünde bulundurularak üniversiteler, bilimsel dernekler ve meslek örgütü ile işbirliği halinde hazırlanmalı, eğitimler ülke ve dünya koşullarına ve değişikliklerine uyum sağlayacak, bilgi ve beceri kazandıracak en güncel konuları içermelidir.

Eğitimlerin amaç, hedef, süre ve niteliği iyi belirlenmeli, eğitim süresince karşılaşılacak sorunlar için çözüm yöntemleri bulunmalıdır. Eğitimlerin düzenlenmesi aşamasında eğitici ile eğitilen arasında işbirliği ve koordinasyon sağlanmalıdır.

Sonuç Olarak

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemsenmesinin, sağlık hizmetlerinin toplumun gereksinimi düzeyinde, herkese eşit, ücretsiz, ayrımsız sunulmasının ne kadar değerli olduğunu ülkelerin farklı uygulamalarında görüyoruz.

Aile hekimleri ve birinci basamak sağlık çalışanları olarak bizlere dayatılan her türlü keyfi uygulamaya karşı ‘Cumartesi fazla çalışma’ dayatmalarında gösterdiğimiz karşı duruşu ve mücadeleyi bundan sonra da kararlıkla sürdüreceğimizi bir kez daha buradan ilan ediyoruz.

Birinci basamak sağlık hizmet alanında mücadele eden tüm dernek ve sendikaları yaşadığımız ekonomik kayıplar ve bitmek bilmeyen hak kayıplarına karşı bir araya gelmeye, birlikte değerlendirip, birlikte mücadele yol haritamızı oluşturmaya çağırıyoruz”